Bugün: 8 Mayıs 2026 Cuma

GÜNDEM

"Eski Diziler: Nostalji ve Toplumsal Etkileri"


"Eski Diziler: Nostalji ve Toplumsal Etkileri"

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof

4,35 B

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, eski dizilerin izleyici üzerindeki etkilerini ve bu dizilere duyulan özlemi değerlendirdi. Süleymanlı, eski dizilere yönelik özlemin yalnızca bireysel hatıralarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda kolektif kültürel hafızaya dayandığını belirtti. Eski dizilerin izlenmesinin, aile içinde birlikte deneyimlenen sosyal anların bir parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, bu dizilerin yalnızca hikayeler değil, aynı zamanda o dönemin sosyal ilişkileri ve duygusal atmosferi hakkında da hatıralar taşıdığını vurguladı.

Eski dizilere olan özlemin sebeplerine dikkat çeken Süleymanlı, bu dizilerin izleyicilere güven, aidiyet ve duygusal istikrar sağladığını söyledi: “İnsanlar yoğun duygular yaşadıklarında veya zihinsel olarak zorlandıklarında tanıdık anlatılara yönelerek psikolojik bir güvenli alan oluştururlar.” Uzun soluklu dizilerin tekrar eden sahneleri ve yoğun anlatim tekniklerinin, izleyicilerin eski dizileri daha anlamlı ve bütüncül olarak değerlendirmelerine yol açtığını da ifade etti.

Süleymanlı, eski dizilere olan ilginin, günümüzdeki karmaşık yapıyla ilişkili duygusal denge ihtiyacından kaynaklandığını belirtti: “Günümüz dizilerinin yapısal dönüşümü nostalji duygusunu pekiştirmekte. İzleyiciler, eskinin daha tutarlı ve bütünleyici yapıları ile karşılaştırıldıklarında eski dizilere yönelmektedirler.” Bu bağlamda, çağdaş dizilerin sunduğu içeriklerin kalitesizleşmesi ve izleyicilerle duygusal bağ kuramamasının, bu nostaljinin güçlenmesine neden olduğunu ifade etti.

Eski dizilerdeki mahalle ilişkileri de izleyici açısından önemli bir unsur: Mahalle temalarının, izleyicilerle bize benzeyen karakterler aracılığıyla derin bir bağ kurabildiğini ve insanların bu karakterlerde kendilerini görebildiğini ifade etti. Günümüzde ise birçok dizide karakterlerin idealize edildiğini ve bu durumun izleyicinin deneyimi ile bağ kurmasını zorlaştırdığını belirtti. Duygusal mesafenin arttığını, diyalogların teatral ve yapay hale geldiğini söyleyen Süleymanlı, şehir yaşamının hıza dönüşmesiyle birlikte sosyal ilişkilerin zayıfladığını gözler önüne serdi.

Lakin; mafya ve entrika temalı dizilerin artışı ise toplumsal dönüşüm ile ilişkili güçlü bir gösterge: Süleymanlı, bu tür dizilerin günümüzdeki rekabetçi, güç mücadeleleri ile çatışma temalarının kültürel anlatılar içerisinde yoğunlaştırıldığını belirtmektedir. Sürekli kriz ve yoğun duygusal uyarımın izleyicilerde duygusal yorgunluk yaratarak, daha dengeli ve sakin anlatımlara duyulan özlemi artırabileceğini ifade etti. Bu durum, toplumsal algılar üzerinde de etkili olmayı sürdürüyor.

Prof. Dr. Süleymanlı ayrıca; kötü karakter ve anti-kahraman tema artışının toplumsal cinsiyet algıları üzerindeki etkisini de vurguladı: Bu tür karakterlerin normalleşmesi, güç baskınlığı ve çatışma üzerinden anlaşılmasının, toplumsal ilişki anlayışını daha da güçlendirdiğini söyledi. Medyanın bu yönüyle toplumun değer yargılarını belirleyen bir referans çerçevesi sunduğu da dikkat çekti. Ayrıca, geçmişe yönelik daha olumlu bir hatırlama eğiliminin altında yatan faktörlerin, medya ortamındaki dönüşümle de ilişkili olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, mahalle kültüründen mafya kültürüne geçişin toplumsal dönüşümüne vurgu yaparak, eski dizilerin önemini açıkladı: Bu geçişin, toplumsal değerlerin ve duygusal iklimin şekillenmesinde etkili olduğunu, dizilerin yalnızca eğlence değil, aynı zamanda toplumsal normların ve değerlerin belirleyicisi olduğunu söyledi. Eski dizilere duyulan özlemi ise izleyici bilincindeki toplumsal dönüşümün bir yansıması olarak değerlendirdi.