Bugün: 21 Ağustos 2026 Cuma

SAĞLIK

"Medya ve Şiddet: Duyarsızlaşma Tehdidi"


"Medya ve Şiddet: Duyarsızlaşma Tehdidi"

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof

4,89 B

Şişli Üniversitesi’nin kurucu rektörü, psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet ve şiddet psikolojisi konusunu değerlendirdi. Tarhan, şiddetin medya aracılığıyla arttığını ve duyarsızlaştırıldığını ifade etti. IPSOS'un 29 ülkede gerçekleştirdiği araştırmalara atıfta bulunan Tarhan, medyanın şiddet olaylarını gösterme biçiminin, insanları şiddet konusunda daha duygusuz hale getirdiğini söyledi. Tarhan, insanların biyolojik olarak olumsuz durumlara daha duyarlı olduğunu vurgulayarak, medya aracılığıyla şiddetin maruz kalma oranının arttığını ve bunun sonucunda bazı bireylerin şiddeti model alınan bir davranış olarak gördüğünü belirtti.

2010 yılı itibarıyla sosyal şiddetin en çok arttığı tür olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, empati eksikliği ve özellikle alkol ile madde bağımlılığı sorunu yaşayan kültürlerde şiddetin ciddi boyutlarda arttığını ifade etti. Yasaklı maddelerin kullanımının, insanların kendilerine ve çevrelerine zarar verme potansiyelini yükselttiğini bildiren Tarhan, bu tür kültürlerde şiddetin cezasız kalması algısının yaygın hale geldiğini ve bunun sonucunda zorbalığın normalleştiğini söyledi. Bu durumun bireylerde kendi kendine zarar verme davranışı oluşturmaması gerektiğini de ekledi.

Şiddete dair kültürel boyutları da ele alan Tarhan, utanç duygusunun zayıfladığını ve buna bağlı olarak toplumsal saygının azaldığını belirtti. Japon kültüründe utancın yüceltilmesi sayesinde şiddetin daha düşük seviyelerde seyrettiğini aktaran Tarhan, toplumda ve özellikle yeni kuşaklarda utanma duygusunun zayıflamasının, aynı zamanda empati ve saygıyı azaltma eğilimine yol açtığını belirtti. Çocukların haklarına ve ihtiyaçlarına duyarsızlığın yaygınlaştığını vurgulayan Tarhan, empati ve utanma duygusunun erozyona uğramasıyla birlikte saldırganlık eğilimlerinin de arttığını ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, toplumsal çözülmenin temel nedenleri arasında benmerkezcilik ve nemelazımcılığın hızla yaygınlaşmasının yattığını dile getirdi. Bunun sonucunda ileride Batı'daki benmerkezci, duyarsız kültürle karşılaşabileceğimizi belirtti. Tarhan, "Başkası açlıktan ölse de bana ne, ben tok olduktan sonra" anlayışının yaygınlaştığını ve bunun küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Bu bağlamda, insanlara nasıl davranılması gerektiği üzerine eğitimlerin önemine dikkat çekti.

Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini kaydeden Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik yapısına dikkat çekti. İnsanların beynine bir deneyim girdiğinde, o deneyime duygular eklenirse bunun inanç haline gelme potansiyeli olduğunu belirtti. Bilgi öğreniminde sadece alınan bilgilerin değil, bunların deneyimlenmesi ve anlatılmasının da önemine değindi. Ayrıca, zihinsel esnekliğin, şiddet eğilimlerini azaltmada etkili bir yöntem olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, erkek şiddetinin önemli bir bölümünün aslında depresyon ile doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Birçok erkeğin depresyonun farkında olmadığını ve bu durumu şiddet yoluyla ifade ettiğini belirterek, şiddetin çoğu zaman bir depresyon belirtisi olduğunu ekledi. Stres seviyesinin ise küresel anlamda çok yüksek olduğunu, insanların her gün karşılaştıkları tehdit algısıyla yaşadıklarını kaydetti. Bu yüksek seviyedeki stresin, şiddet ve intihar oranlarını artırdığına dikkat çekti.

Dünya genelinde intihar oranlarının özellikle gençler arasında hızlı bir artış gösterdiğini belirten Tarhan, İngiltere'de 16-24 yaş arasındaki gençlerin trafik kazalarından çok intihar nedeniyle hayatlarını kaybettiklerini vurgulayarak, bunun küresel bir alarm olduğunu ifade etti. Şiddetin önlenmesi için bireysel ve toplumsal düzeyde özdenetim ve empati eğitimine ihtiyaç duyulduğunu dile getirerek, şiddetin biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutlarının anlaşılmadan çözülemeyeceğini belirtti.

Prof. Dr. Tarhan, şiddetin doğuştan gelmediği yönünde yapılan genetik araştırmalara da değinerek, şiddetle ilgili çoğu genetik çalışmanın, belirli genlerin saldırganlık eğilimini artırabileceğini gösterdiğini ancak bunun doğuştan bir predispozisyon olmadığını açıkladı. Ayrıca, çocuklukta öğrenilen davranışların kader olmadığını, 15 yaşına kadar öğrenim sürecinin oldugunu ama 15 yaşından sonra davranışların değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Narsistik kişilikler üzerinde de duran Tarhan, bu tür bireylerin "dediğini yaptırmazsan" şiddet kullanabileceğini belirtti. Ayrıca, antisosyal, borderline ve histriyonik kişilik yapılarının, şiddetle sıkça ilişkilendirilebileceğini vurgulayarak, bu kişilik yapılarına sahip bireylerin davranışlarının toplumsal şiddeti nasıl etkilediğini açıkladı.

Son olarak, ahlaki akıl yürütme yetisinin anaokul dönemi itibarıyla öğretilmesi gerektiğini belirterek, bu yetinin kazanılmaması durumunda çocukların ileride şiddete başvurma potansiyeli taşıyabileceğini ifade etti. Tarhan, eğitimin, çocuklara saygı ve nezaket gibi değerlere dayandırılması gerektiğini, bu bağlamda bilimsel temellerin örnek alınması gerektiğini de vurguladı.