Bugün: 2 Eylül 2026 Çarşamba

SAĞLIK

Yapay Zekâ: Duygusal Destek mi, Yerine Geçer mi?


Yapay Zekâ: Duygusal Destek mi, Yerine Geçer mi?

Günümüzde birçok kişi yalnızca bilgi edinmek için değil; kaygılarını paylaşmak, ilişki sorunları hakkında düşünmek, yaşadığı olayları değerlendirmek veya kendisini daha iyi hissetmek amacıyla yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarına başvuruyor

3,16 B
 Yapay Zekâ: Duygusal Destek mi, Yerine Geçer mi?

Günümüzde birçok kişi, yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarını yalnızca bilgi edinmek için değil; aynı zamanda kaygılarını paylaşmak, ilişki sorunları hakkında düşünmek, yaşadığı olayları değerlendirmek veya kendisini daha iyi hissetmek amacıyla kullanıyor. Bu durum, "Yapay zekâ ile dertleşmek psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılar mı?" sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye'deki İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi'nden Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, yapay zekânın ruh sağlığı konusunda destekleyici bir araç olabileceğini ancak profesyonel psikolojik desteğin ve insan ilişkilerinin yerini tutamayacağını belirtmektedir.

Duyguları Yazıya Dökmek Psikolojik Farkındalığı Destekleyebilir

Uzm. Kln. Psikolog Demiral, yapay zekânın belirli psikolojik ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olabileceğini ifade etmektedir. Özellikle bu uygulamaların kolay erişilebilir olması, kişilerin düşüncelerini yargılanma kaygısı yaşamadan ifade etmesine olanak sağlıyor. Duygularını yazıya dökmek, yaşanan olayları farklı açılardan değerlendirmek ve kişinin kendi düşüncelerini daha sistemli bir biçimde ele alması, psikolojik farkındalığı destekleyebilen önemli yöntemler arasında yer alıyor. Bu nedenle, yapay zekâ ile gerçekleştirilen yazışmalar, bazı bireyler için kısa süreli bir rahatlama sağlayabiliyor ve düşüncelerini organize etmelerine yardımcı olabiliyor.

Araştırmalar Ne Söylüyor?

Gelecek yıllarda, 2024 ve 2025 dönemlerinde yayımlanacak bazı araştırmalarda, yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarını kullananlar arasındaki yalnızlık hissinde azalma, duygu düzenlemede geçici iyileşme ve stres seviyelerinde kısa süreli bir düşüş olduğu bildirilmiştir. Ancak mevcut bilimsel bulgular, bu etkilerin kalıcı bir psikolojik iyilik hali sağlamadığını ortaya koymaktadır. Uzm. Kln. Psikolog Demiral, yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki potansiyelinin yalnızca destek sunmakla sınırlı olmadığını, bunun yanı sıra büyük dil modellerinin korku, kaygı, öfke ve üzüntü ile ilgili belirli düşünce ve davranış örüntülerini modelleyebilmesinin, insan psikolojisinin belirli süreçlerinin daha kontrollü ve tekrarlanabilir biçimde araştırılmasına olanak sağladığını vurgulamaktadır. Bu durum, insan üzerinde yürütülmesi etik açıdan mümkün olmayan bazı deneylerin yapay sistemler üzerinden modellenerek psikopatolojideki mekanizmaların anlaşılmasına katkıda bulunacak yeni bir araştırma alanı oluşturabilir.

Ancak, yapay zekânın bir duyguyu modelleyebilmesi, o duyguyu gerçekten yaşadığı anlamına gelmiyor. İnsanlarda kaygı ve üzüntü; geçmiş yaşantılar, ilişkiler, bedensel deneyimler ve olaylara yüklenen anlamlarla şekillenmektedir.

Yapay Zekâ: Psikoterapinin Yerini Tutabilir mi?

Uzm. Kln. Psikolog Demiral, yapay zekânın bir terapistin yerini alamayacağını vurgulamakta ve psikoterapinin yalnızca bilgi ve tavsiye vermekten ibaret olmadığını ifade etmektedir. Terapötik ilişkinin temelinde güven, empati, anlama ve koşulsuz kabul bulunduğuna dikkat çekiyor. Demiral, yapay zekânın empati kuruyormuş gibi görünen yanıtlar üretebildiğini ancak gerçek anlamda duygular yaşamadığını, ayrıca beden dili, ses tonu ve diğer sözel olmayan iletişim unsurlarını bir terapistin değerlendirdiği biçimde ele alamadığını belirtmektedir.

Bu nedenle, bilim dünyasına göre yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki en sağlıklı kullanım şekli, profesyonel desteğin yerini alması değil; gerektiğinde bu desteği tamamlayan bir araç olarak konumlanmasıdır.