Bugün: 14 Eylül 2026 Pazartesi

GÜNDEM

"5 Bin Yıllık Drenaj Sistemi Liman Tepe'de Keşfedildi"


"5 Bin Yıllık Drenaj Sistemi Liman Tepe'de Keşfedildi"

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği Liman Tepe kazılarında yaklaşık 5 bin yıllık drenaj sistemi keşfedildi

2,51 B

Ýzmir Büyükşehir Belediyesi, Liman Tepe kazılarında yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen bir drenaj sistemi keşfetti. Taş kanallardan oluşan bu sistemin, yağmur sularını yönlendirmek amacıyla kullanıldığı, Ege ve Batı Anadolu'da az rastlanan bir örnek olduğu belirtildi. Kazılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin arkeolojik mirası gelecek kuşaklara aktarma amacıyla desteklemeye devam ettiği çalışmalar arasında yer alıyor. 2026 yılı kaynak programında 16 arkeolojik kazıya toplam 19 milyon 665 bin 625 lira bütçe sağlanmakta. Liman Tepe kazılarında ise, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi'nin destekleriyle çalışan 35 kişilik bir ekip, Urla'nın 7 bin yıllık geçmişini aydınlatmak için yoğun çaba harcıyor.

Ankara Üniversitesinin öncülüğünde yürütülen kazılarda hem karadaki antik yerleşim alanı hem de 2000 yılından bu yana araştırılan deniz altındaki liman incelenmektedir. Türkiye'nin ilk su altı liman kazılarının yapıldığı Liman Tepe'de, bu yıl yaklaşık 5 bin yıl öncesine ait yerleşimin sokakları, "uzun evleri", surları ve su sistemi üzerinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Su altındaki araştırmalar ise limanın mendirek yapısının tarihini belirlemeye yönelik yapılmaktadır.

5 bin yıllık kentin sokağında
Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Liman Tepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Vasif Şahoğlu, kazıların 1992 yılında Prof. Dr. Hayat Erkanal öncülüğünde başladığını, 2020 yılından itibaren kendi başkanlığında sürdüğünü ifade etti. Urla'nın 7 bin yıllık geçmişinin araştırıldığını belirten Şahoğlu, “Şu an bulunduğumuz kısım günümüzden 5 bin yıl geriye gidiyor. Surlarla çevrili bir şehrin içindeyiz. Sağımızda ve solumuzda 'uzun evler' dediğimiz yapılar var. Biz bugün aslında günümüzden 5 bin yıl önce kullanılan bir sokağın içerisindeyiz” dedi.

Taş kanallarla suyu yönlendirmişler
Bu yılki çalışmaların en dikkat çekici bulgularından birinin antik yerleşimde ortaya çıkarılan su sistemi olduğunu vurgulayan Şahoğlu, farklı kotlardaki teraslar arasında taşlarla oluşturulmuş kanallar tespit ettiklerini aktardı. “Taşlarla kanallar yapmışlar ve o kanalların içerisinden sular akıyor. İçme suyu ile ilgili olmayabilir. Yerleşimin ortasına doğru derinleşen bir yapı olduğu için akan yağmur sularını belli bir yere kanalize etmek amacıyla yapılmış olması muhtemel,” dedi. Batı Anadolu'da pek bilmedikleri, Ege'de de çok az örneği bulunan bu drenaj sistemi ile ilgili daha ayrıntılı incelemeler yapılması planlanıyor.

5 bin yıllık evlerin kapısında dev çömlekler
Kazılarda ortaya çıkan yaklaşık 5 bin yıllık “uzun evler”de de yeni veriler elde ediliyor. Evlerin giriş bölümünde zemine sabitlenmiş büyük çömlekler bulunduğunu ifade eden Şahoğlu, bunların su, tahıl ya da başka ürünlerin depolanması için kullanılmış olabileceğini belirtti. Çömleklerden alınacak örneklerin uzmanlar tarafından inceleneceğini söyleyen Şahoğlu, “Sabit bir çömlek bulduğumuz zaman sıvı ya da katı bir malzemenin depolandığını düşünüyoruz. İlk akla gelenlerden biri su. Ancak içinden toprak örnekleri toplayacağız. Botanikçiler inceleyecek, yanmış tohumlar varsa bize ne saklandığı konusunda bilgi verecek" diye konuştu.

5 bin yıl önce ev aynı zamanda atölyeydi
Liman Tepe’nin yaklaşık 4 bin 500-5 bin yıl öncesine tarihlenen döneminde surlarla çevrili güçlü bir yerleşim olduğunu aktaran Şahoğlu, kazılarda ortaya çıkarılan uzun evlerin Ege’de bu dönem için bilinen en büyük yapılar arasında yer aldığını söyledi. Yapıların 25 metreden uzun ve yaklaşık 5 metre genişliğinde olduğunu kaydeden Şahoğlu, burada yalnızca gündelik yaşamın sürmediğini, üretimin de yapıldığını anlattı. “Bir evde maden üretildiğini biliyoruz. İnsanlar orada hem yaşıyor hem madencilik yapıyor. Yanındaki evde ise tekstil üretimine ilişkin dokumacılıkla ilgili kalıntılar buluyoruz. Bu nedenle bunları ‘atölye-ev’ olarak tanımlayabiliriz; hem günlük yaşamın hem de üretimin sürdüğü mekanlar,” dedi.

4 bin 500 yıl önce Ege adalarıyla ticaret
Liman Tepe’nin binlerce yıldır Ege’nin önemli deniz ticareti merkezlerinden biri olduğunu belirten Şahoğlu, kazılarda Kiklad Adaları’ndan geldiği belirlenen seramik örneklerine ulaşıldığını söyledi. Bu bulguların Anadolu'da çok az merkezde görüldüğünü ifade eden Şahoğlu, Liman Tepe’nin Ege adalarıyla kurduğu ilişkinin binlerce yıl öncesine uzandığını aktardı. Kiklad Adaları’nda üretilerek deniz yoluyla Liman Tepe’ye ulaştırılan seramik kapların bulunduğunu, bu kaplarda zeytinyağı veya şarap gibi ürünlerin taşınmış olabileceğini fakat içeriklerinin kesin olarak bilinmediğini belirtti. Bu bulgular, Liman Tepe’nin yaklaşık 4 bin 500 yıl önce Ege adalarıyla deniz aşırı bağlantı kurduğunu ortaya koymakta ve yerleşimin önemli bir liman ve ticaret merkezi olduğunu göstermektedir.

7 bin yıl önce Ege Denizi’ni aşmışlar
Liman Tepe’deki deniz bağlantısının daha eskiye uzandığına dikkat çeken Şahoğlu, 7 bin yıl öncesine ait tabakalarda Melos Adası kökenli obsidyen bulunduğunu ifade etti. Volkanik cam olan obsidyenin, metal kullanımından önce kesici alet üretiminde son derece değerli olduğunu belirten Şahoğlu, “7 bin yıl önce Melos Adası’ndan gelen obsidyen örneklerimiz var. İnsanlar denizleri aşarak bu malzemeyi buraya getirmeyi başarıyor. Hatta küçük bir atölye bulduk. Belki büyük parçalar halinde getirip burada işleyerek aletlere dönüştürüyorlardı. Liman Tepe’nin yüzü hep denize dönük,” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin ilk su altı liman kazısı
Liman Tepe’yi Türkiye arkeolojisi açısından özel kılan bir diğer unsur ise çalışmaların kara ile sınırlı kalmaması. Deniz altı kazılarının 2000 yılından bu yana devam ettiğini belirten Şahoğlu, Türkiye’deki ilk su altı liman kazılarının Liman Tepe’de gerçekleştirildiğini söyledi. Bu yıl deniz altında özellikle limanın tarihlendirilmesine yoğunlaştıklarını belirten Şahoğlu, “Taşlık mendirek yapısının farklı noktalarında sondajlar gerçekleştirdik. Amacımız bu mendireğin ne zaman inşa edildiğini ve ne kadar süre kullanıldığını net olarak ortaya koymak,” dedi.

Deniz altındaki kazılarda yalnızca amfora ve seramiklere ulaşıldığını vurgulayan Şahoğlu, “Zeytin çekirdekleri, üzüm çekirdekleri, fındıklar gibi organik malzemeleri de buluyoruz. Aslında bir yerleşimin ekonomik kalbini kazıyoruz. Bu nedenle deniz ticareti hakkında bulunmaz veriler elde ediyoruz,” diye ifade etti.

10 yıldır parçaları tamamlanan kaplar var
Denizden çıkarılan eserlerin bilim dünyasına kazandırılmasının uzun yıllar süren titiz bir çalışma gerektirdiğini dile getiren Şahoğlu, tuz ve deniz canlılarının etkisinden arındırılan parçaların uzmanlar tarafından tek tek birleştirildiğini söyledi. Şahoğlu, “10 yıldır parçaları çıkan kaplarımız var. Denizden çıkarılıyor, arındırılıyor ve uzmanlarımız parçaları birleştiriyor. Bu iş bir arkeologun ömrüyle sınırlı değil. Nesiller boyunca devam edecek bir çalışma. Benden önce hocamız Prof. Dr. Hayat Erkanal yürütüyordu, şimdi benim başkanlığımda devam ediyor, benden sonra başka arkadaşlarımız devralacak. Bizim sorumluluğumuz bulduğumuz her şeyi en doğru şekilde saklamak ve belgelemektir,” dedi.