Bugün: 29 Eylül 2026 Salı

SAĞLIK

Kalp Kapağı Hastalıkları: Genç Yaşta Risk Artıyor


Kalp Kapağı Hastalıkları: Genç Yaşta Risk Artıyor

Son yıllarda kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığı artıyor

2,99 B
 Kalp Kapağı Hastalıkları: Genç Yaşta Risk Artıyor

Son yıllarda kalp kapak hastalıklarının görülme sıklığı artış göstermektedir. Geçmişte genellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde ihtiyaç duyulan kalp kapağı değişimi, artık daha genç yaşlarda da gerekli olabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, dünya genelinde ve Türkiye'de kalp kapak hastalıklarının artışını, modern tıp teknolojileri sayesinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasına bağlı olarak açıkladı. Ayrıca, modern yaşamın getirdiği bazı zararlı alışkanlıkların kalp kapaklarının yapısını olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Kalp kapağı hastalığında sıkça görülen belirtiler arasında; yürürken veya merdiven çıkarken başlayan ve dinlenince geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, kalp çarpıntısı, fiziksel aktivite sırasında gelen göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda ödem bulunmaktadır. Doç. Dr. Taşar, bu belirtilerin görülmesi durumunda kesinlikle bir kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı.

Doç. Dr. Taşar, kalp kapaklarına zarar veren altı hatalı alışkanlığı sıraladı ve ameliyatsız dönem hakkında önemli bilgiler verdi. Bu alışkanlıklar arasında şunlar öne çıkmaktadır:

  • Sigara: Damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırır. Özellikle aort kapağının daralmasında ve sertleşmesinde önemli bir tetikleyicidir.
  • Yetersiz ağız ve diş hijyeni: Düzenli fırçalanmayan dişler ve diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına neden olabilir. Bu bakteriler, kalp kapakçıklarına yapışarak ölümcül olabilen enfektif endokardit hastalığına yol açabilir.
  • Kötü beslenme ve yüksek kolesterol: Doymuş yağ ve işlenmiş gıdaların fazla tüketimi, damarlarda ve kalp kapaklarında lipid birikimine yol açarak erken kireçlenmeye neden olur.
  • Hareketsiz yaşam: Düzenli egzersiz yapılmaması, obezite, diyabet ve yüksek tansiyon riskini artırır. Bu kronik hastalıklar kalp kapaklarına binen yükü artırarak yapılarını bozar.
  • Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek: Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde gelişen beta mikrobu enfeksiyonlarının tedavi edilmemesi, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına dönüşebilir.
  • Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açar ve kontrolsüz yüksek tansiyon, kalp kapaklarının erken yıpranmasına neden olabilir.

Ameliyatsız yöntemlerin büyük avantaj sağladığını belirten Doç. Dr. Onur Taşar, günümüzde açık kalp ameliyatına alternatif olarak göğüs kafesi açılmadan, genellikle kasık damarlarından girilerek uygulanan modern tedavi yöntemlerinin hastaların komplikasyon riskini düşürdüğünü ve hızlı iyileşme süreci sağladığını ifade etti. İşlem sonrası genellikle bir veya iki gece gözlem altında tutulan hastaların, üçüncü günde yürüyerek taburcu olabildiği belirtildi. Ayrıca, açık ameliyatlarda olduğu gibi aylarca sırtüstü yatma veya korse takma zorunluluğu olmadığı ve evdeki iyileşme sürecinin hastalar için daha konforlu geçtiği aktarıldı.

Kalp kapağı tedavisinde uygulanan modern girişimsel yöntemler de şu şekilde sıralandı:

  • TAVI: Kasık atardamarından girilerek daralmış aort kapağına biyoprotez kapak yerleştirilmesi.
  • MitraClip: Ciddi mitral kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların klipsle birbirine tutturulması.
  • TMVR (Transkateter Mitral Kapak Replasmanı): Mitral kapağın kateterle değiştirilmesi.
  • Balon Valvüloplasti: Daralmış kapağın kasıktan gönderilen balon yardımıyla genişletilmesi.
  • Transkateter Bicaval Kapak Replasmanı (Tricvalve): İleri derecede triküspit kapak yetmezliğinde biyoprotez kapak yerleştirilmesi.
  • TriClip: Ciddi trikuspit kapak yetmezliğinde kapakçıkların birbirine bir mandal ile tutturulması.