Bugün: 1 Ocak 2026 Perşembe

EKONOMİ

"2026'da Ekonomi: Nitelikli Mücadele Zamanı"


"2026'da Ekonomi: Nitelikli Mücadele Zamanı"

İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç

5,17 B

Ýstinye Üniversitesi Öðretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yýlýnýn ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, Türkiye'nin ekonomik sorunları, faiz politikalarýyla kalıcı enflasyon düşüşü sağlama yeteneğine zarar verirken, düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Hizmet sektöründeki kontrolsüz artışlar, kur baskısı ve küresel sermaye koşulları, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor.

Doç. Dr. Caner Özdurak, yeni yılın ekonomik görünümünü değerlendirerek, 2026’ya girerken asıl ihtiyaç olanın para politikasının ötesine geçen nitelikli bir ekonomik dönüşüm olduğunu belirtti.

“Kontrolsüz fiyat artışları enflasyonla mücadeleye darbe vuruyor”

Enflasyonla mücadelede mevcut faiz politikasının etkisinin zayıfladığını dile getiren Özdurak, “Eğer 2026 yılında enflasyonla mücadele sadece faiz kararları gibi para politikası araçlarıyla yürütülmeye devam ederse, enflasyonun yüzde 20’nin altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Bu durum, ekonomi yönetiminin hedefine ulaşmasının zor olacağını gösteriyor” dedi. Türkiye ekonomisinin giderek düşük katma değerli hizmet sektörüne yaslandığını vurgulayan Özdurak, özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışlarının enflasyonda yapışkanlık yaratarak mücadeleye darbe vurduğunu ifade etti. Ayrıca, konut ve eğitim harcamalarında da acil reform ihtiyacının bulunduğunu belirtti.

Doç. Dr. Özdurak, buna rağmen temkinli de olsa faiz indirimlerinin devam edebileceğini, ancak 2026 Ocak ayında beklenenin çok üzerinde bir enflasyon gelmesi durumunda indirim kararlarının pas geçilebileceğini öngördüğünü sözlerine ekledi.

“Düşük nitelikli büyüme modeli kur istikrarını tehdit ediyor”

Düşük nitelikli büyüme modelinin sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini ve kur istikrarını tehdit ettiğini belirten Özdurak, yüksek enflasyonun devam etme beklentisi ile faiz indirimlerinin sürme ihtimalinin, reel faizin cazibesini azaltarak kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrek büyüme verilerini değerlendirirken en büyük sorunun, büyümenin lokomotiflerinin inşaat ve finans gibi düşük verimli, düşük katma değerli alanlar olması olduğunu dile getirdi. Bu durumun, kaynakların inovasyona değil spekülatif kazançlara yönlendirildiğini gösterdiğini vurguladı.

Özdurak, “Bu yapı, topluma sadece ‘karnını doyurup barınabildiğine şükreden’ bir durumu empoze ediyor. Bu düşük nitelikli büyüme modeli, güçlü ve sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini düşürüyor ve kur istikrarını tehdit ediyor” dedi.

“Fed üyelerinin faiz beklentileri, küresel sermaye akışını etkiliyor”

Doç. Dr. Özdurak, ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinin faiz beklentilerinin (FOMC) küresel sermaye akışını etkilediğini vurguladı. FOMC beklentilerine göre, faiz indirim döngüsünün yaklaşmakta olsa da ABD faizlerinin 2025 boyunca yüksek kalacağı ve bu durumun küresel sermayenin ABD gibi güvenli limanlara akışını sürdüreceği anlamına geldiği ifade edildi. Böylelikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı baskısının korunacağı belirtiliyor. Orta vadede faizlerin yüzde 3 civarındaki nötr seviyeye inmesi bekleniyor; ancak bu durumun küresel likiditeyi artırabileceği, yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmesinin ise büyük ölçüde ülkenin iç dinamiklerine ve makroekonomik stratejisine bağlı olacağı kaydedildi.

“2026'dan beklenti nitelikli bir mücadelenin başlatılması”

Doç. Dr. Özdurak, 2026’dan temel beklentinin mevcut duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılması olduğunu dile getirdi. Ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ocak 2026'dan itibaren AB standartlarına uyum amacıyla yapacağı metodolojik değişikliklerin, teknik olarak uluslararası uyumu sağlasa da Türkiye'deki gelir dağılımı bozukluğu ile konut/kira gibi temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar nedeniyle hissedilen enflasyon ile resmi enflasyon arasındaki makası açabileceğini belirtti. Özdurak, Türkiye ekonomisinin temel sorunlarının, sadece para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olduğunu vurgulayarak, katma değeri düşük bir büyüme modeli ve enflasyondaki yapısal yapışkanlıkla mücadele etmenin önemine dikkat çekti.