Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, kış lastiklerinin sürüş güvenliğindeki kritik role dikkat çekti. Özellikle şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlar için her yıl 1 Aralık'ta başlayan kış lastiği uygulamasının 1 Nisan'a kadar devam ettiğini belirten Şener, binek araçlar için böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen özel araçların da kış lastiği kullanmasının önemine vurgu yaptı.
Şener, kış koşullarında yaz lastiğiyle trafiğe çıkmanın aracın kontrolünü büyük ölçüde düşürdüğünü ifade ederek, yaz lastikleri ile yola çıkmanın sürüş risklerini arttırdığını söyledi. Kış lastiklerinin mevsime özel olarak üretildiğini ve bu lastiklerin yumuşak yapılarının düşük sıcaklıklarda yol zeminine daha iyi uyum sağladığını dile getirdi. 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda yaz lastiklerinin sertleşerek tutunma kaybına yol açtığını belirten Şener, kış lastiklerinin ise kalkış, viraj alma ve frenlemede daha kısa duruş mesafeleri sunduğunu ekledi. Ayrıca, özel diş desenlerinin su, kar ve çamuru daha etkin bir şekilde tahliye ettiğini vurguladı.
Kış lastiği seçerken yalnızca "M+S" işaretinin yeterli olmadığını belirten Şener, "3PMSF" (Üç Tepeli Kar Tanesi) işaretinin uluslararası standartların karşılandığını gösterdiğini ifade etti. Bu işareti taşıyan lastiklerin kar, buz ve sulu kar zeminlerinde frenleme, çekiş ve viraj performansı açısından testlerden geçtiğini kaydeden Şener, sadece M+S ibaresi bulunan lastiklerin bu performans garantisini sunmadığını açıkladı. Böylece sürücülerin gerçek kış lastiklerini seçmeleri gerektiği sonucuna vardı.
Özgür Şener, kış lastiklerinde diş derinliğinin güvenli sürüş açısından kritik bir detay olduğunu vurguladı. Ticari araçlar için kış lastiği diş derinliğinin en az 4 milimetre olması gerektiğini hatırlatarak, bu değerin binek araçlar içinde alt sınır olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. "Aşınmış bir kış lastiği, kış lastiği olmaktan çıkar," diyen Şener, diş derinliği yetersiz lastiklerin fren mesafesini ciddi şekilde uzattığını belirtti.
Lastiklerin doğru kullanımının yanı sıra, saklama koşullarının da performansı koruduğunu belirten Şener, kış lastiklerinin doğrudan güneş ışığından uzak, serin ve rutubetsiz ortamlarda muhafaza edilmesi gerektiğini vurguladı. Lastiklerin temizlenerek, tercihen vakumlu torbalarda ve kimyasal maddelerden uzak bir şekilde saklanmasının, kauçuk yapısının bozulmasını önlediğini açıkladı.
Ayrıca kış güvenliğinin yalnızca lastikle sınırlı olmadığını vurgulayan Şener, sürücülerin yola çıkmadan önce araç bakımlarını eksiksiz yapmaları çağrısında bulundu. Antifriz, silecekler, cam suyu, aydınlatma sistemleri, sis farları ve lastik hava basınçlarının üretici değerlerine uygun olmasının önemine değindi. Ek olarak, araçta zincir, çekme halatı, reflektif yelek ve ilk yardım kitinin hazır bulundurulmasının olası risklerde hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Sonuç olarak, kış lastiği uygulamasının yalnızca yasal bir zorunluluk olmadığını, aynı zamanda sürücünün kendi güvenliğini ve başkalarının hayatını koruma bilinci olduğunu belirten Özgür Şener, "Kış koşullarında yola çıkan herkes için güvenliğin başladığı yer, direksiyon değil; doğru lastiktir," dedi.



