Nipah virüsü, son zamanlarda Hindistan'da görülen iki vaka ile gündeme gelmiş ve potansiyel bir pandemi riski olarak tartışılmaktadır. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “ender görülen ciddi bir enfeksiyon” olarak tanımlanan bu virüsün pandemiye yol açabileceği iddialarını abartılı bulduğunu ifade etti. Prof. Dr. Badur, Güney Asya ve Uzakdoğu'ya seyahat edenlerin kontamine olma riski taşıyan meyve suyu veya diğer besinlerden uzak durmaları gerektiğini belirtirken, insanlar arasındaki bulaşmayı önlemek için el hijyeninin yanı sıra standart önlemlere uyulmasının önemine vurgu yaptı.
Nipah virüsü, ilk kez 1999 yılında Malezya'da domuz çiftliği çalışanlarında saptandı. Prof. Dr. Badur, bu virüsün insan ve hayvanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirterek, mortalite oranının %40 ile %75 arasında değiştiğini açıkladı. Virüs, özellikle Malezya, Bangladeş, Hindistan ve Filipinler gibi Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde görülmektedir.
Prof. Dr. Badur, Nipah virüsünün hayvanlardan insana geçebilen bir zoonotik virüs olduğunu vurgulayarak, virüsün doğal konakçılarının meyve yarasaları ve "uçan tilkiler" adı verilen Pteropus türü yarasalar olduğunu belirtti. İnsanlar, enfekte olmuş hayvanlarla doğrudan temas yoluyla ya da bu hayvanların kontamine olmuş dokuları ve salgılarıyla temas ederek virüsü kapabilirler. Ayrıca, kontamine olan sebze ve meyve tüketiminin de enfeksiyona yol açabileceğinden bahsetti. Örneğin, 2025 yılı Eylül ayında Bangladeş'te görülen vakaların, meyve yarasaları ile kontamine olmuş çiğ hurma suyuyla ilişkili olduğu kaydedilmiştir.
Virüs insanlara bulaştığında, enfekte bireylerin yakın temas yoluyla başka kişilere bulaştırma riski bulunur. Prof. Dr. Badur, son olarak Hindistan'da saptanan iki olgunun, Pune Ulusal Viroloji Enstitüsü tarafından 13 Ocak 2026 tarihinde doğrulandığını ve bu vakaların hastanede çalışan sağlık çalışanları olduğunu belirtti.
Nipah virüsünün neden olduğu enfeksiyonlar, belirtisiz (asemptomatik) enfeksiyondan, akut solunum güçlüğü veya ensefalit tablosu ile karakterize olan ağır tablolara kadar değişiklik gösterir. Enfekte bireylerde genellikle ateş, baş ve kas ağrıları, kusma ve boğaz ağrısı gibi belirtiler görülmektedir. Enkübasyon süresi ise 4 ile 14 gün arasında değişebilir, ancak bu süre 45 güne kadar uzayabilir. İyileşen bireylerde genellikle gündüz uyku hali ve yorgunluk hissi görüldüğü de eklenmiştir.
Prof. Dr. Badur, şu anda Nipah virüsüne karşı özel bir ilaç veya aşı bulunmadığını aktardı. Şiddetli solunum ya da sinir sistemi komplikasyonları olan hastalarda yoğun destekleyici bakım önerilmektedir. Ribavirin kullanımı ile mortalitenin azaldığına dair çalışmalar vardır. Ayrıca, Remdesivir, Favipiravir, Balapiravir ve füzyon inhibitörleri ile yapılan çalışmaların da kısmen olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir.
Son yıllarda mRNA aşısı çalışmaları (mRNA-1215) surdurülmektedir. Prof. Dr. Badur, henipavirüs glikoproteine karşı oluşturulan bir rekombinant insan monoklonal antikoru (m102.4)’nun Nipah virüsü ile enfekte olan hayvanları hastalıklardan koruduğunu; ancak insanlar için uygulanmasının araştırma aşamasında olduğunu ifade etti.
Nipah virüsünün riskine dikkat çeken Prof. Dr. Badur, Uzakdoğu’ya seyahat edenlerin bu virüsün bir tehdit oluşturup oluşturmadığı ve alınması gereken önlemler konusundaki görüşlerini de açıkladı. 2026 yılı Ocak ayının son haftasında Hindistan’ın Batı Bengal bölgesinde Nipah virüsü salgınının bildirilmesinin ardından Asya ülkeleri havalimanlarının alarma geçtiğini ve riskli bölgelerden gelen yolcuların sağlık taramalarına tabi tutulduğunu belirtti. Nipah virüsü olguları, Güney Asya’da hemen her yıl görülmesine rağmen, küresel düzeyde farkındalığın düşük olduğunu vurguladı.
DSÖ’nün sağlık çalışanlarının enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü için tüm hastalarda standart önlemlerin uygulanmasını önerdiğini belirten Prof. Dr. Badur, şüpheli veya doğrulanmış Nipah virüsü enfeksiyonu vakalarının tek kişilik odalara yerleştirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, hasta bakımında kullanılan kişisel koruyucu ekipmanların (tıbbi maske, koruyucu gözlük, sıvı geçirmez önlük ve muayene eldiveni) önemine işaret etti. Aerosol oluşturan işlemlerde ise hava yoluyla bulaşmaya yönelik önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Prof. Dr. Selim Badur, Nipah virüsünün yayılma yollarının göz önünde bulundurulduğunda, bu virüsün geniş çaplı salgınlara veya pandemilere neden olacağına dair iddiaların abartılı olduğunu kaydederek, en doğru tanımın “ender görülen ciddi bir enfeksiyon” olduğunu belirtti.



