Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu Cumali Aydın, sağduyulu karar vermenin duygular, mantık, değerler ve duygusal zeka ile olan ilişkisini ele aldı. Aydın, sağduyunun, bu unsurların dengede çalıştığı bir durum olduğunu belirtti.
Saðduyu ve Duyguların Dengesi
Aydın, sağduyulu bir karar vermenin, duygular, değerler ve mantık arasında sağlanan bir dengeyle mümkün olduğunu ifade etti. Günlük yaşamda genellikle anlık dürtülerle hareket ettiğimizi aktaran Aydın, “Sağduyu, kısa vadeli rahatlamalar yerine uzun vadeli faydaya yönlendirir,” dedi.
Psikolojide bu durumun “soğukkanlı bilişsel işlem” olarak adlandırıldığını kaydeden Aydın, Daniel Kahneman’ın çalışmalarında da hızı ve sezgiyi içeren düşünme ile yavaş ve değerlendirmeli düşünme arasındaki dengeye vurgu yapıldığını belirtti. Bir örnekle bunu açıklayan Aydın, trafikte sıkıştırıldığımızda anlık tepkiler vermenin kolay olduğunu, ancak bir nefes alarak düşünmenin sağduyulu bir davranış olduğunu vurguladı.
Duygusal Zeka ve Sağduyu
Aydın, sağduyu ile duygusal zekanın birbirini besleyen iki yetenek olduğunu dile getirdi. Duygusal zekanın bireyin kendi duygularını tanıma, düzenleme ve başkalarının duygularını anlama becerisi olduğunu belirtti. Aydın, bu beceri olmadan sağduyulu karar almanın neredeyse imkansız olduğunu ifade etti.
Duyguların bastırılmadığında yönetilebilir hale geldiğini aktaran Aydın, öfke anında öfkeyi bastırmak yerine, “Bu tepki aslında bir savunma,” diyebilmenin duygusal zekanın bir göstergesi olduğunu açıkladı. Bilimsel araştırmaların, duygusal zeka eğitimi alan bireylerin daha tutarlı kararlar aldığını doğruladığını kaydetti.
Saðduyulu İlişkilerin Önemi
Aydın, sağduyulu kararların ilişkilerde “anlamaya çalışmak” ile “haklı çıkmak istemek” arasında bir fark belirlediğini söyledi. Aile içindeki, arkadaşlıkta ya da iş ortamındaki çatışmaların genellikle karşındaki bireyi duymadan tepki vermekten kaynaklandığını ifade etti. Sağduyulu bir tutumun, önce duyguların yatışmasını bekleyip ardından iletişim sürdürmek olduğunu belirtti.
Aydın, iş yerinde fikirler reddedildiğinde hemen savunmaya geçmek yerine, “Bu öneriyi geliştirebiliriz,” demenin hem bireyin hem de grubun ilerlemesini sağlayacağını vurguladı. Aile içinde de iletişimde, “Benim dediklerim olsun,” yerine “Bizim için en doğrusu ne olur?” sorusunu sormanın sağduyulu bir yaklaşım olduğunu aktardı.
Duygusal Denge ve Sağduyulu Kararlar
Aydın, stresli veya kaygılı hissedildiğinde beynin ön lobunun karar verme görevini ikinci plana attığını, duygusal merkez olan amigdalanın yönetimi ele geçirdiğini belirtti. Bu nedenle kaygı altında alınan kararların genellikle kısa vadeli rahatlama odaklı olduğunu söyledi.
Aydın, kaygılandığımızda düşünmeden mesaj atma ve aceleyle karar verme durumlarının yaşandığını, sonrasında ise “Keşke bekleseydim,” düşüncesinin oluştuğunu ifade etti. Sağduyulu karar vermenin, duyguları bastırmakla değil, duygusal dengeyi korumakla mümkün olduğunu vurguladı. Düzenli nefes egzersizleri ve kısa meditasyonların beynin karar merkezini aktive ettiğini belirtti.
Saðduyu ve Ahlaki Değerler
Aydın, sağduyulu kararların sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusula olduğunu vurguladı. Kişinin kendi değerlerini bilmeden doğru karar veremeyeceğini ifade eden Aydın, “Sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusuladadır,” dedi.
Pozitif psikolojide buna “otantik yaşam” denildiğini belirten Aydın, bireylerin kararlarının içsel değerleriyle tutarlı olması gerektiğini sözlerine ekledi. Dürüstlüğü değer olarak benimseyen birinin kısa vadede avantaj sağlayacak bir yalanı reddetmesinin sağduyunun bir ürünü olduğunu söyledi.
Sonuç olarak, sağduyulu kararlar hedeflerle değerlerin kesişim noktasında ortaya çıkar. Bireyler, “Bunu istiyorum” demenin yanında “Bu benim kim olmak istediğimle uyumlu mu?” sorusunu da sormalıdır. Bu farkındalığın sağlanması, yaşam doyumunu artıracak ve pişmanlıkları azaltacaktır.



