Klinik Psikolog Duygu Ata, ayrılık sonrası yaşanan duygusal acının beyin üzerindeki etkileri hakkında önemli bilgiler verdi.
Aşk acısının yalnızca duygusal bir deneyim olmadığını vurgulayan Ata, bu sürecin psikolojik ve biyolojik yönlerinin bulunduğunu ifade etti. Romantik bir ilişki içerisinde, sevilen kişinin hayatın en önemli parçalarından biri haline geldiğini belirten Ata, güven duygusu, günlük alışkanlıklar ve geleceğe dair planların da bu ilişki etrafında şekillendiğini dile getirdi. Ayrılık yaşandıktan sonra beynin bu durumu büyük bir kayıp olarak algıladığını vurgulayarak, fiziksel acının ve duygusal acının beynin aynı bölgeleri tarafından işlenebileceğini açıkladı. Bu nedenle, ayrılık sonrası birçok kişi sağlık sorunları yaşayabilir; örneğin boğazda düğümlenme, mide rahatsızlıkları, uykusuzluk gibi durumlar görülebilir.
Ayrılığın kendisinin bu acının yoğunluğunu belirlemede önemli bir faktör olduğunu ifade eden Ata, zihnin de ayrılık sonrası kayıpları düşünmekte rol oynadığını vurguladı. “Bir daha mutlu olamayacağım” ya da “kimse beni onun kadar sevemez” gibi düşünceler, acı hissini daha da pekiştirebilir.
Aşk acısını çekmek yerine, yaşanan duyguyu anlamlandırmak önemlidir!
Ayrılığın yalnızca bir kişinin hayatından çıkmasından ibaret olmadığının altını çizen Ata, bu durumun alışkanlıkların, geleceğe dair yapılanmaların ve bazen de kendimizle ilgili bazı inançların değişimini ifade ettiğini söyledi. O yüzden bireylerin, yaşanan süreçte zamana ihtiyaçları olduğunun altını çizdi. Ayrılmanın ardından kişinin, ilişkide hangi noktaların iyi gittiğini ve hangi noktaların yıpratıcı olduğunu değerlendirmesi, gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olabilir. Ancak bu değerlendirme sürecinin her zaman otomatik olarak gerçekleşmediğini belirtti. Eğer ayrılık süreci yalnızca sorunları es geçerek ya da duygulardan kaçarak geçirilirse, benzer ilişkilerin tekrar etme riski yükselebilir.
Sağlıklı bir yas süreci yaşanması durumunda, kişinin duygusal dayanıklılığı artabilir ve gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurabilir. Yaşanan acıyı anlamlandırmak ve bu deneyimden öğrenmek önemlidir.
Ayrılık psikolojik açıdan bir yas sürecidir!
Ayrılığın ardından yaşanan acıyı tamamen ortadan kaldıracak hiçbir sihirli çözüm olmadığını ifade eden Ata, ayrılık sürecinin bir yas süreci olduğunu belirtti. Sevilen birinin kaybı sonrası zamana ihtiyaç duyulması gibi, biten bir ilişkinin ardından da duyguların yeni duruma uyum sağlaması için zamana ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Ayrılık sürecinin duyguların yok sayılması veya bastırılması ile değil; sevilme, üzülme ve anlamlandırma gibi doğal süreçlerin yaşanmasıyla ilerlemesi gerektiğini ifade eden Ata, günlük rutinlerin sürdürülmesinin, sosyal ilişkilerden tamamen kopmamanın ve kişiye iyi gelen aktivitelere devam etmenin iyileşmeyi desteklediğini söyledi.
Eski partnerin sosyal medyadan takip edilmesi iyileşme sürecinde sorunlar yaratıyor!
Ayrılık sonrası eski partneri sosyal medyadan takibin, iyileşme sürecini zorlaştırdığını belirten Ata, her profil kontrolünün zihni tekrar o ilişkiye yönlendirdiğini ifade etti. Merak duygusu ile yapılan bu davranışın arkasında yatan nedenlerin, belirsizliği azaltmak ya da umut arayışı olabileceğini de belirtti. Ancak bu davranış, kısa süreli rahatlama hissi sağlasa da, zamanla kontrol etme ihtiyacını doğurarak bir döngüye dönüşebileceğini açıkladı.
Duygularla sağlıklı bir şekilde yüzleşmek duygusal iyileşmeyi sağlar!
Ayrılıktan sonra yoğun boşluk, yalnızlık ve üzüntü duygularının alkol kullanımı, aşırı yeme veya diğer kötü alışkanlıklara yönelimi tetikleyebileceğini belirten Ata, ancak bu durumun her birey için geçerli olmadığını ifade etti. Riskin, bireyin stresle başa çıkma becerilerine bağlı olduğunu söyledi. Temel amacın yaşanan acıdan kısa sürede uzaklaşmak olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, ayrılık sonrası yaşanan acıyı hızlıca ortadan kaldıracak yollar aramak yerine, yaşanan duygularla başa çıkmayı öğrenmenin önemli olduğunu vurguladı. İyileşmek zaman alabilir; fakat bu süreç doğru bir şekilde yaşandığında birey, hem kendisini hem de ilişki kurma yeteneğini daha iyi tanıyabilir ve gelecekte daha sağlıklı ilişkiler geliştirebilir.



