Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, yeni yönetmeliklerle güçlenen ebelik mesleğinin dönüşümünü değerlendirdi. Doç. Dr. Yıldırım, ebelik mesleğinin uzun bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, günümüzde bilimsel verilere dayanan bir sağlık alanı haline geldiğini vurguladı. Eskiden usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen ebeliğin, günümüzde üniversitelerde lisans düzeyinde eğitim verilen akademik bir meslek haline geldiğine dikkat çekti.
“Ebelik, gebelik öncesinden başlayarak doğum ve doğum sonrası dönemde annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını takip eden, normal doğumu yönetebilen ve yenidoğan bakımında aktif rol alan sağlık profesyonelleridir” diyen Doç. Dr. Yıldırım, ebelerin ayrıca aile planlaması, üreme sağlığı ve toplum sağlığı gibi alanlarda da hizmet sunduklarını belirtti.
Modern sağlık sisteminde ebelerin, sadece doğum sürecinde değil, koruyucu sağlık hizmetlerinde de önemli görevler üstlendiğini ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, yeni Ebelik Yönetmeliği ile ebelerin yetki ve sorumluluklarının netleştirildiğini ve bağımsız çalışma haklarının güçlendirildiğini açıkladı. 3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yönetmelik ile her gebeye özel bir ebe atanması sağlanarak doğum sürecinde birebir ebe desteği verilmesi hedeflenmiştir.
Yönetmeliğin sadece doğum sürecini kapsamadığını, kadın sağlığının birçok alanını etkilediğini söyleyen Doç. Dr. Yıldırım, ebelerin üreme sağlığı, cinsel sağlık, aile planlaması danışmanlığı ve toplum sağlığı liderliği gibi konularda etkinliğinin artırıldığını belirtti. Aynı zamanda doğumun fizyolojik bir süreç olarak yönetilmesi konusunda güncel klinik rehberlere göre ebelerin karar verici otoriteler olarak güçlendirildiğini dile getirdi.
Doç. Dr. Yıldırım, ebelik hizmetlerinin güçlü olduğu sağlık sistemlerinde anne ve bebek sağlığı göstergelerinin daha olumlu olduğunu vurgulayarak, Türkiye’de sezaryen oranlarının yüksek olmasının bu durumu desteklediğini belirtti. “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ebelerin aktif olduğu sistemlerde hem sezaryen oranları hem de anne ve bebek ölümleri daha düşüktür. Ebeler, düşük riskli gebeliklerde normal doğumu destekleyerek gereksiz cerrahi müdahaleleri engelleyebilirler” dedi.
Doğum sonrasının yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da hassas bir dönem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, ebelerin bu süreçte önemli bir rol üstlenerek, annelerin ruhsal sağlıklarını korumak adına düzenli takip ve destek sağladıklarını ifade etti. Aynı zamanda yapılan izlem ziyaretleri sayesinde doğum sonrası depresyon riski taşıyan annelerin erken dönemde tanınabileceğini belirtti.
Dijitalleşmenin ebelik hizmetlerini dönüştürdüğünün altını çizen Doç. Dr. Yıldırım, sağlık alanındaki dijital gelişmelerin ebelik hizmetlerini daha erişilebilir hale getirdiğini vurguladı. “T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması, annelerin aşı takvimlerini ve bebek gelişimini takip etmelerine olanak tanımaktadır. Ayrıca, 'Ebebul' gibi platformlar üzerinden aileler uzman ebelerle görüntülü görüşmeler yaparak ihtiyaç duydukları desteği hızlı bir şekilde alabilmektedir” dedi.
Sonuç olarak, ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesinin yalnızca doğum süreçlerini değil, toplum sağlığını da direkt olarak etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, ebelerin sağlık sisteminde daha aktif bir rol almasının hem sezaryen oranlarını azaltacağına hem de anne ve bebek sağlığını korumada önemli katkılar sağlayacağına değindi. Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi, sağlıklı bir toplum için atılacak en önemli adımlardan biri olarak görülmektedir.



