Bugün: 29 Ağustos 2026 Cumartesi

SAĞLIK

"Yas Süreci: Kaybı Unutmak Değil, Yaşamak!"


"Yas Süreci: Kaybı Unutmak Değil, Yaşamak!"

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sağlıklı yas süreci hakkında açıklamalarda bulundu

4,21 B

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu Tuğçe Tunçel, sağlıklı yas süreci hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kederin, kaybettiğimiz birine veya bizim için anlam taşıyan bir şeye verdiğimiz doğal bir psikolojik tepki olduğunu vurgulayan Tunçel, yas tutmanın bağ kurabilme kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Tunçel, yasın toplumsal olarak bilinen beş evresinin inkâr, öfke, pazarlık, depresif duygulanım ve kabullenme olarak sıralandığını belirtti. Ancak güncel psikoloji literatürü, herkesin bu evreleri aynı sıralama ve yoğunlukta yaşamadığını gösteriyor. Yas, düz bir süreç olmayıp, kişi bazı günler iyi hissederken, bazı günlerde kaybı yeniden yoğun olarak yaşayabilmektedir. Sağlıklı bir yas sürecinde, kişi zamanla kaybın gerçekliğini kabul etmeye, acıyla yaşamayı öğrenmeye ve hayatına yeni anlam katmaya başlar. Burada önemli olan, kaybı unutmak değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenmektir.

Bununla birlikte, yasın belirli bir son kullanma tarihi olmadığını da ifade eden Tunçel, genellikle ilk birkaç ayın en yoğun dönem olduğunu ancak kaybın etkilerinin bir yıl veya daha uzun sürede farklı yoğunluklarla hissedilebileceğini dile getirdi. Bu durumun bireyin kişilik özelliklerine, kaybın niteliğine, sosyal destek sistemine ve yaşam öyküsüne bağlı olduğunu belirtti.

Ayrıca, bazı belirtilerin profesyonel değerlendirme gerektirebileceğinin altını çizen Tunçel, aylar geçmesine rağmen günlük yaşamı sürdüremeyecek düzeyde yoğun işlev kaybının devam etmesi, sürekli ve değişmeyen yoğun özlem, kaybı kabullenememek gibi durumların dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bu tür durumlar her zaman depresyon anlamına gelmese de, uzamış yas bozukluğu veya klinik depresyon açısından mutlaka ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Toplumda sıkça dile getirilen 'güçlü olmalısın', 'ağlama' ve 'hayat devam ediyor' gibi mesajların baskın olduğunu vurgulayan Tunçel, bu bastırılan duyguların ortadan kaybolmadığını, sadece ifade biçimlerinin değiştiğini belirtti. Duygularını bastıran bireylerde kaygı bozuklukları, depresyon, öfke patlamaları ve panik belirtilerinin daha sık görülebileceğinin altını çizdi. Bunun yanı sıra, kronik stresin fiziksel belirtilere, uyku problemleri, kas ağrıları ve yorgunluk gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

Kaybın yalnızca ölüm sonrası yaşanan bir duygu olmadığını da belirten Tunçel, boşanma, iş kaybı, ciddi hastalık tanısı, uzuv kaybı, doğurganlık kaybı gibi durumların da yas süreçlerini tetikleyebileceğini expressed. Yas sürecinin temelinde yalnızca bir kişinin kaybı değil, kişinin yaşamındaki anlamın, güven duygusunun ve beklentilerin değişmesinin yattığını belirtti.

Tunçel, her yas sürecinin tedavi gerektirmediğine dikkat çekerek, doğal yas sürecinin genellikle güvenli bir sosyal destek ve gerektiğinde psikolojik danışmanlıkla sağlıklı bir şekilde ilerlediğini açıkladı. Ancak yas süreci uzamış, günlük yaşamı ciddi şekilde etkilemeye başlamış veya eşlik eden ruhsal sorunlar gelişmişse profesyonel destek alınmasının önemine değindi.

Uygulanabilecek yaklaşımlar hakkında da bilgi veren Tunçel, yas odaklı psikoterapinin, kaybın anlamlandırılması, özlem duygusunun işlenmesi ve kişinin yaşamına yeniden uyum sağlamasında desteklemeyi hedeflediğini belirtti. Bilişsel davranışçı terapinin, olumsuz düşünce kalıplarının ele alınması konusunda faydalı olabileceğini vurguladı. Travma odaklı terapilerin özellikle ani ve beklenmedik kayıplarda yararlı olabileceği, destekleyici psikoterapi ve grup terapilerinin de benzer deneyimler yaşayan kişilerle güvenli paylaşım olanağı oluşturacağını söyledi. Aile terapisinin, aile sistemini etkileyen kayıplarda iletişimi ve uyum sürecini destekleyebileceğini belirtti.

Son olarak, ilaç tedavisinin doğrudan yasın ortadan kaldırılması amacıyla uygulanmadığına dikkat çeken Tunçel, eğer bireyde klinik depresyon veya başka önemli psikiyatrik tablolar varsa, psikiyatri uzmanı tarafından uygun görülen medikal tedavinin psikoterapiyle birlikte planlanabileceğini söyledi.