63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu yıl festivalin uluslararası programı kapsamında "Kökler, Işık ve Kamera" başlıklı özel bir bölüm yer alacak. Bu bölüm, savaş ve işgal altında sinemaya devam eden yaratıcıların eserlerine ayrıldı. Sinemacıların, sadece hayatta kalmanın ötesine geçip sanatı bir varoluş ve ifade biçimi olarak görmelerini vurgulayan program, zorlu koşullar altında sanat üretmeyi sürdüren isimleri kutluyor.
Festivalde, bu özel bölümde toplam 13 film gösterilecek. Bu filmler, farklı ülkelerden gelen yapımları içerecek. Özellikle Ukrayna yapımı "Metal Kutuda Sıradan Bir Gün", İran yapımı "Melekler Diyarı" ve Filistin, Birleşik Krallık, Fransa, Danimarka, Katar ve Türkiye ortak yapımı olan "Filistin 36" gibi önemli eserler festivalde yer alacak.
Özel bölümde Türkiye'de ilk kez gösterilecek filmler arasında "Gazze Günlükleri: Nur", "İki Kere Yaşamak Üç Kere Ölmek", "Gün Işığı Ekspresi" ve "Korkmuyorum, Üzgünüm" yer alıyor. Bu filmler, hem içerdikleri derin anlamlarla hem de güncel olayları yansıtan içerikleriyle dikkat çekiyor. Ayrıca, Berlin’de Altın Ayı ödülünü kazanmış "Bir Gün Bir Çocuk" adlı film de festivalin programında yer alacak.
Festivalde ayrıca "Nâsaz", "Haniye", "Ne Ses Ne Seda", "Ve Balıklar Tepemizden Uçtu " ve "Paskalya Günü" gibi dikkat çekici filmler de izleyiciyle buluşacak. "Ne Ses Ne Seda" filmi, dünya gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olması nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Bu film, hem anlatımı hem de temasıyla izleyicilere güç veren bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin bu yılki özel bölümü, sanatın ve sinemanın zorluklar içerisinde nasıl bir hayat bulabileceğini ve ifade edebileceğini gösteren önemli bir platform olmayı amaçlıyor. Özellikle savaş ve kriz bölgelerinde üretilen filmlerin festivalde yer bulması, bu yapımların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak. Bu bağlamda, "Kökler, Işık ve Kamera" bölümü; savaşın ve işgalin yarattığı zorluklara rağmen sanatı sürdürmeye çalışan sinemacıların önemini vurgulamak amacı taşıyor.



