Bugün: 16 Temmuz 2026 Perşembe

SAĞLIK

"Otizm ve Erken Eğitim: Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi"


"Otizm ve Erken Eğitim: Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi"

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr

3,35 B

Üsküdar Üniversitesi NPÝSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luþ, Otizm Spektrum Bozukluðu'nun nedenleri, erken belirtileri, tanı süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgilendirici açıklamalarda bulundu.

Otizmin en önemli nedeni genetik yatkınlık!

Otizm Spektrum Bozukluğu, bireylerin sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinde farklılıklar göstermesi, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir durumdur. Dr. Luþ, otizmin spektrum olarak tanımlanmasının nedeninin belirtilerin her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkması olduğunu belirtti. Bilimsel çalışmalar, otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bazı çevresel etkenlerin de bu riski artırabileceği düşünülmektedir. Özellikle, ileri yaşta baba ve anne olmanın bu risk üzerinde etkili olduğu vurgulanmıştır. Geçmişte aile ilgisizliğinin otizme neden olduğu düşüncesi ise bilimsel olarak geçerliliğini yitirmiştir.

Otizmin ilk belirtileri yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşimde ortaya çıkıyor!

Dr. Luþ, otizmin başlangıç belirtilerinin yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşim alanında görüldüğünü ifade etti. Yaklaşık 1-1.5 yaş döneminde çocukların bakım veren kişiyle beklenen düzeyde iletişim kuramaması belirtiler arasında yer almaktadır. Bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken diğer belirtiler arasında ismin söylendiğinde dönmemek, göz teması kurmamak, gülümsemeye yanıt vermemek ve etkileşim kurma isteksizliği bulunmaktadır. Özellikle 8-10 aylık dönemde beklenen "ce-ee" gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermeme durumu da dikkate alınması gereken unsurlar arasında sayılmaktadır. Ayrıca, dil gelişiminde gecikmeler de önemli bir uyarı işareti olarak öne çıkmaktadır. Bir yaşında anlamlı kelimelerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik anlamlı cümlelerin kurulamaması uzman değerlendirmesi gerektiren gelişimsel semptomlar arasında bulunmaktadır.

Konuþma geç başlasa da doğru eğitim ve dil terapisiyle önemli gelişmeler sağlanabilir!

Konuþma becerisinin otizmli bireylerde farklı düzeylerde gelişebileceğini dile getiren Dr. Luþ, dil gelişiminin erken başlamasının iletişim becerilerini kolaylaştırdığını vurguladı. İleri yaştaki hâlâ konuşma gelişmemiş çocuklarda süreç daha zor olsa da, uygun eğitim programları ve dil terapisi ile önemli gelişmelerin sağlanabileceğini belirtti. Her çocuğun gelişim hızı ve potansiyelinin farklı olduğunun altını çizen uzman, ailelerin erken dönemde uzman değerlendirmesine başvurarak bireysel eğitim planı oluşturmasının önemine dikkat çekti.

Otizm, tek başına zihinsel yetersizlik anlamına gelmez!

Dr. Luþ, otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki olmadığını vurguladı. Otizmin, sosyal iletişimi etkileyen bir nörogelişimsel durum olduğunu, bu nedenle tek başına zihinsel yetersizlik ile eşleşmediğini belirtti. Otizmli bireylerin zekâ düzeylerinin çok farklı olabileceğini ve bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahipken bazılarında zihinsel gelişim geriliği olabileceğini aktardı. Bu nedenle otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Otizm, belirli bir genin varlığıyla teşhis edilen bir hastalık değildir!

Otizmin genetik temelinin güçlü olduğunu belirten Dr. Luþ, ikiz çalışmaları ve aynı ailede birden fazla otizmli bireyin görülmesinin bu ilişkiyi desteklediğini söyledi. Günümüzde bazı genetik tarama testlerinin uygulanabildiğini, ancak bu testlerin tek başına otizm tanısı koymaya yetmeyeceğini ifade etti. Otizm, Down sendromu gibi belirli bir genin varlığıyla teşhis edilen bir hastalık değildir; tanı, çocuk ve ergen psikiyatristlerinin yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirme sonucunda konulmaktadır.

Otizm için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış temel yaklaşım eğitim!

Otizmli çocukların ileride bağımsız yaşayıp yaşayamayacakları konusu üzerine değinen Dr. Luþ, bu meselenin tek bir cevabı olmadığını belirtti. Bağımsız yaşam becerilerinin, otizmin şiddetine, bireyin bilişsel özelliklerine ve aldığı eğitim niteliğine göre değiştiğini ifade etti. Erken tanı alan ve düzenli nitelikli eğitim gören, hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin bağımsız yaşamaları, eğitim hayatlarına devam etmeleri ve çalışma yaşamına katılmaları mümkündür. Eğitim, bireyin günlük yaşam, sosyal iletişim ve bağımsızlık becerilerini en üst düzeye çıkarmak için temel bir amaca sahiptir. Bu nedenle çocuğun sadece bir özel eğitim kurumuna katılması değil, aldığı eğitimin niteliği de büyük önem taşır.

Doğru bilgiye ulaşılması, ailelerin kaygısını azaltır!

Otizm şüphesi olduğunda ailelerin yapması gereken ilk şeyin, alanında deneyimli bir uzmandan doğru değerlendirme ve tanı almak olduğunu belirten Dr. Luþ, doğru bilgiye ulaşmanın ailelerin yaşadığı belirsizlik ve kaygıyı azaltacağını ifade etti. Tanının ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim planının oluşturulması, gerekli terapilerin başlatılması ve aileye rehberlik edilmesi sürecin en önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Otizm tanısı alan ergenlerin durumlarının uygun şekilde açıklanması ve bireyin kendi farklılıklarını anlaması, psikolojik uyum açısından olumlu katkılar sağlayabilir.