Tedavi edilmediğinde ani damar yırtılması ve ölüm riski taşıyan torakoabdominal aort anevrizması, Memorial Göztepe Hastanesi'nde ileri endovasküler yöntemle başarıyla tedavi edildi. 67 yaşındaki Murat Özgür, tedavi süreci boyunca birçok sağlık merkezinden "Bu ameliyat ancak açık cerrahiyle yapılabilir ve riski çok yüksek" yanıtını aldı. Ancak hastaya özel planlanan operasyon sonucunda kasık bölgesinden yapılan tamamen kapalı erişimle sağlığına kavuşturuldu. Operasyonda 8 farklı stent kullanılırken, böbreği besleyen doğumsal damar varyasyonu da korunarak başarılı bir sonuç elde edildi.
Murat Özgür, torakoabdominal aort anevrizması tanısı aldıktan sonra KOAH hastalığı nedeniyle açık cerrahinin yüksek riskli olduğu belirtildi. Yaklaşık bir yıl boyunca farklı sağlık merkezlerinde çözüm arayan Özgür, Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer ile Op. Dr. Hidayet Demir tarafından değerlendirildi. Sonrasında hastanın ileri endovasküler yöntemle tedavi edilmesine karar verildi. Kasık bölgesinden yapılan küçük kesilerle gerçekleştirilen operasyonda, farklı ebatlarda 8 stent kullanılarak anevrizma tamamen kapalı yöntemle onarıldı.
Bir yıl boyunca çözüm aradı
Murat Özgür, yaşadığı süreci aktarırken, ilk belirtilerin aniden başladığını belirtti. Banyodan çıktıktan sonra göğsünde şiddetli bir ağrı hissettiğini ve nefes almakta zorluk çektiğini ifade etti. Yapılan tetkiklerin ardından kalp ve damar cerrahisine yönlendirildiğini söyleyen Özgür, birçok doktorun ameliyatın zor olacağını söylediğini aktardı. Nihayetinde İstanbul'a gelerek hocasının kendisini ameliyat ettiğini, şu an iyi hissettiğini ifade etti.
Özgür'ün oğlu Mert Özgür de yaklaşık 8-9 ay boyunca farklı sağlık merkezlerinde çözüm aradıklarını belirtti. Babasının tip II torakoabdominal aort anevrizması bulunduğunu ve açık ameliyatın riskli olduğunun ifade edildiğini aktaran Mert, kapal stent tedavisi ile babasının sağlığına kavuştuğunu söyledi. Halen babasının yürüyebildiğini ve böbrek fonksiyonlarının sorun olmadığını belirten Mert, yaşamlarının zor geçtiğini, damar yırtılmasından sürekli olarak korktuklarını dile getirdi.
Aort anevrizması sessiz kanser gibi ilerliyor
Memorial Göztepe Hastanesi'nden Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, torakoabdominal aort anevrizmasının damar cerrahisinin en zorlu hastalıklarından olduğunu ve çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini vurguladı. Aort anevrizmasını "sessiz kanser" olarak tanımladıklarını söyleyen Tunçer, hastaların günlük yaşamlarına devam ederken damarın yavaş yavaş büyüdüğünü ve belirli bir seviyeye ulaştığında damar yırtılması veya diseksiyon gelişebileceğini, bu durumun ani ölüme yol açabileceğini belirtti.
Tedaviye getirilen hastanın aort damarındaki genişlemenin 12 santimetreye ulaştığını ifade eden Tunçer, böylesine ileri bir evrede hastaların genellikle damar yırtılması nedeniyle hayatlarını kaybettiklerini vurguladı. Detaylı incelemeler sonucunda kapal yöntemle tedavi edilebileceğine karar verdiklerini ve kasık bölgesinden yaklaşık 3 santimetrelik kesilerle ana stentin yerleştirildiğini açıkladı. Bağırsak, karaciğer ve böbrek damarlarının özel stentlerle ana sisteme bağlandığını, işlemin tamamen kapalı yöntemle tamamlandığını söyledi. Hastayı operasyondan 5 gün sonra taburcu ettiklerini belirtti.
Kapal yöntemle iyileşme süresi kısalıyor
Op. Dr. Hidayet Demir, torakoabdominal aort anevrizmalarının endovasküler yöntemle tedavisinin Türkiye'de son yıllarda uygulanmaya başlanan ileri tekniklerden biri olduğunu ifade etti. Bu tip hastalarda geçmişte temel tedavi seçeneğinin açık cerrahi olduğunu hatırlatan Demir, son teknolojik gelişmeler sonucunda hastalarının daha kısa sürede taburcu olup günlük yaşamlarına dönebildiklerini belirtti. Kapalı yöntemle tedavi yapılması durumunda, açık cerrahiye göre akciğer ve bağırsak komplikasyonlarının belirgin şekilde azaldığını da vurguladı.
Aort anevrizmasında risk faktörlerine dikkat!
Op. Dr. Hidayet Demir, tedavi sonrasında hastaların yaşam boyu takip edilmesinin gerektiğini söyleyerek sigara, yüksek tansiyon ve genetik yatkınlığın en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Özellikle ağır kaldırma, şiddetli öksürme ve aşırı ıkınma gibi ani basınç artışlarının damar yırtılması riskini artırabileceğini açıkladı. Hastaların tansiyonlarını kontrol altında tutmaları, sigaradan uzak durmaları ve düzenli hekim kontrollerini aksatmamalarının önemine dikkat çekti.



