Bugün: 12 Ocak 2026 Pazartesi

SAĞLIK

Migrenin Belirtileri ve Tetikleyicileri Hakkında Bilgi


Migrenin Belirtileri ve Tetikleyicileri Hakkında Bilgi

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr

2,63 B
 Migrenin Belirtileri ve Tetikleyicileri Hakkında Bilgi

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanından Dr. Celal Şalçini, migren ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. Migren, primer baş ağrıları grubunda yer alan, karakteristik belirtileri ve tetikleyicileri olan bir baş ağrısı türüdür. Dr. Şalçini, migrenin en belirgin özelliklerinin tek taraflı olması, zonklayıcı karakterde seyretmesi ve nabız atışı gibi hissedilmesi olduğunu belirtti. Migren atakları genellikle 3 saat ile 3 gün arasında sürmektedir ve oldukça şiddetli olabilir.

Dr. Şalçini, migren atağı sırasında ışıktan ve sesten rahatsızlık, bulantı ve kusmanın sık görüldüğünü aktardı. Fiziksel aktivitelerin, örneğin merdiven çıkma veya öksürme gibi durumların, ağrıyı artırabileceğini vurgulayan uzman, hastaların bu aktivitelerden kaçınma eğiliminde olduğunu ifade etti. Ağrının şiddeti, sıfırdan 10’a kadar olan değerlendirmelerde genellikle 7-8 düzeyindedir.

Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki temel tipi bulunur. Auralı migren, baş ağrısından önce bazı belirtiler ile kendini gösterir. Bu belirtiler genellikle görsel problemlerle ortaya çıkmakta olup, görme alanında zikzaklı veya parlamalı çizgiler, bulanık görme gibi durumları içermektedir. Aura belirtileri baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce ortaya çıkar ve bu nedenle hastaların aurayı tanıması önemlidir. İlk kez yaşayan hastalar aura ile ilgili endişe duyabilir; ancak bu, migrenin bilinen ve tanımlanmış bir evresidir.

Migren atağını tetikleyen birçok faktör vardır. Dr. Şalçini, parlak ışıklar, keskin kokular, mayalı içecekler, aromatik yiyecekler ve çikolatanın en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında yer aldığını bildirdi. Ayrıca, atmosferik basınç değişiklikleri, klima ortamları ve seyahat gibi durumların da migren atağını tetikleyebileceğini belirtti. Her bireyin tetikleyicileri farklılık gösterdiği için, hastaların kendi tetikleyicilerini fark etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Sürekli ağrı kesici kullanımı ile ilgili de önemli bilgiler paylaşan Dr. Şalçini, ayda 10-15 günden fazla ağrı kesici kullanan hastaların, “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” adı verilen bir baş ağrısı türüne sahip olabileceğini belirtti. Bu durum, hem tanıyı zorlaştırmakta hem de tedavi sürecini karmaşık hale getirmektedir. Aşırı ilaç kullanımının azaltılması ve ardından esas baş ağrısının tedavisine geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Migrenin, bazı kişilerde ömür boyu sürebileceği, bazı kişilerde ise zamanla ortadan kalkabileceği belirtiliyor. Dr. Şalçini, migren tedavisinde iki temel yaklaşımın bulunduğunu; birincisinin yalnızca atak sırasında ilaç kullanılması olduğunu ifade etti. Eğer ağrılar haftada bir veya daha sık görülüyorsa, atak tedavisi ile birlikte koruyucu tedavi de uygulanmaktadır. Koruyucu tedavinin amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaktır.

Hedeflenen iyilik haline ulaşıldıktan sonra en az 6-9 ay boyunca tedaviye devam edilmesi gerektiğini aktaran Dr. Şalçini, tedavi süresi sonunda hastaların ataksız kalması durumunda bunun başarılı bir tedavi olarak kabul edileceğini belirtti. Ancak bazı hastalarda tedavi sonrasında atakların yeniden başlayabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Migren tedavisi için bir sağlık profesyoneline başvurmanın şart olduğuna dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, özellikle ayda üç veya daha fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları yaşayan kişilerin doktora başvurması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, hayatında ilk kez baş ağrısı yaşayan, 50 yaşından sonra başlayan baş ağrıları, baş ağrısına eşlik eden duyusal veya motor belirtiler, ilaçlara yanıt vermeyen ağrılar ve sık tekrar eden baş ağrılarının mutlaka değerlendirilmesi gerekmektedir.

Migrenin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Şalçini, geleneksel ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyonlar, ağızdan alınan akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı tedavi seçeneklerinin mevcut olduğunu aktardı. Hastaların tetikleyicilerini tanıması, tedaviye uyum göstermesi ve doktorları ile iş birliği içerisinde olması tedavi başarısını artırmaktadır. Ayrıca, hasta eğitimine büyük önem verilmelidir, çünkü her baş ağrısının migren olmadığını, stres tipi baş ağrıları gibi farklı baş ağrılarının da görülebileceğini belirterek, bu farkındalığın artırılması gerektiğinin altını çizmiştir.